Bilmeceler 3
Uçar dağ gezer,
Uçar bağ gezer,
Uçar iliksiz,
Uçar kemiksiz. (Kelebek)

Uzun kulaklı,
Kısa kuyruklu. (Tavşan)

Arşın ayaklı,
Burnu bıyıklı. (Tavşan)

Bahçede kırda dolaşır,
Evini sırtında taşır. (Kaplumbağa)

Burnum turuncu,
Kuyruğum yeşil. (Havuç)

Yer altında,
Turuncu minare. (Havuç)

Dumanı tüter,
İsterse gider,
Balık değildir,
Denizde yüzer. (Gemi)

Ayakları su içer,
Üstünden gelen geçer. (Köprü)

Karada bayılır,
Suda ayılır. (Balık)

Yolun kenarında durdum,
Önceleri çok korktum.
Üzerine çıkınca,
Trafikten kurtuldum. (Üst geçit)

Sıra sıra odalar,
Birbirini kovalar. (Tren)

Havalarda dolaştırır,
Yolcuları hızla ulaştırır. (Uçak)

Altında dört teker,
Üstünde yük çeker. (Araba)
Yokuş yukarı çıkar,
Yokuş aşağı iner,
Hareket etmez. (Yol)

Havada gider,
Askerler biner,
Uçak gibidir,
Pervanesi döner. (Helikopter)

Dört arkadaş,
Birbirini kovalar,
Fakat yakalayamaz. (Tekerlek)

İnsan içine biner,
Suyun altından gider,
Biraz balığa benzer. (Denizaltı)

Canlı gider,
Cansız kovalar. (At arabası)

İki tekerleği var,
İnsanı biraz yorar.
Sakın araba sanmayın,
Bambaşka bir adı var. (Bisiklet)

Mavi tarla üstünde,
Beyaz güvercin yürür. (Yelkenli)

Testereyle keser,
Çivileri çeker,
Tahtayı masa yapar. (Marangoz)

Kumaşları seçerler,
Makas ile biçerler,
Ölçüyü iyi alıp,
Sonra giysi dikerler. (Terzi)

Gece olunca çalışır,
Hırsızlar ondan kaçışır. (Bekçi)

Başında beresi var,
Ağzında piposu var,
Renkleri karıştırır,
Harikalar yaratır. (Ressam)

Başında büyük şapkası,
Elindedir kepçesi,
Lezzetli yemeklerin,
O dur ilk deneyicisi. (Aşçı)

Saçları keser,
Sakalları traş eder. (Berber)

Kola batırılır,
Onunla aşı yapılır. (İğne)

Boynumuza takılır,
Düğmesine basılır,
Poz verdiğimiz anlar,
Kartonlara basılır. (Fotoğraf makinesi)

Fotoğraf makinesi elinde,
Konuşur başka dilde,
Ona iyi davranırsan,
Anlatır ülkesinde. (Turist)

Kat kat çiçek,
Yemeği yenecek. (Karnabahar)

Bir kızım var,
Kat kat çeyizi var. (Lahana)

Bahçede bohçam kaldı. (Lahana)

Kat kat katmer değil,
Yenir ama meyve değil. (Soğan)

Bir bacağım var,
Bir de şapkam. (Mantar)

Yer altında civcivli tavuk. (Patates)

Yol üstünde
kırmızı bahçe. (Domates)

Yer altında sakallı dede. (Pırasa)

Alçacık boyu var,
Mor kadifeden donu var. (Patlıcan)

Salkımda tane tane,
Tadı da pek şahane. (Üzüm)

Dal üstünde al yanaklı oğlan. (Elma)

Karşıdan baktım al,
Ağzıma aldım bal. (Kiraz)

Benim bir kızım var,
Entarisi kırmızı,
Mantosu yeşil,
Düğmeleri kara. (Karpuz)

Arabadan atladı,
Pantolonu patladı. (Karpuz)

Altı deri,
Üstü deri,
İçinde bir avuç darı. (İncir)

Alçacık dallı,
Yemesi ballı. (Çilek)

Sarı sarı sarkar,
Düşerim diye korkar. (Armut)

Küçücük fıçıcık,
İçi dolu turşucuk. (Limon)

Sarı tavuk dalda yatar,
Dal kırılır yerde yatar. (Ayva)

Bir yanı beyaz,
Bir yanı al,
Tadı bal. (Şeftali)

Çarşıdan aldım bir tane,
Eve geldim bin tane. (Nar)

Paralarımı atarım,içinde saklarım.
(KUMBARA)

Sarıdır rengi,ekşidir tadı.
(LİMON)

Yeşildir dışı,kesersen kırmızıdır içi.
(KARPUZ)

Evimizi aydınlatır,makineleri calıştırır,
Giderse birden,karanlıkta kalırız aniden.
(ELEKTRİK)

Kulağını cevirirsem acılır,içinden su akıtır,
Sakın acık bırakma,boş yere akıtma.
(MUSLUK)

Toprağın altında yetişir,kahverengı renklıdır,
Kızartması afiyetle yenır.
(PATATES)

Siyah küçük bilyeler,
Kahvaltıda bizi bekler.
(ZEYTİN)

Yeşildir rengi,kimisi acı
Kimisi tatlı.deişiktir tadı.
(BİBER)

Lale, gül, nergis gibi birçok çeşidim vardır. Balkon ve bahçelerde özel bir yerim vardır. (ÇİÇEK)

Mis kokuları ile süslerler doğayı, sevdiklerimize özel günlerde, hediye ederiz onları. (ÇİÇEK)

Konulunca vazoya, şenlenir evimizin her yeri, mis kokar her biri, papatya gül lale ne güzeldir demeti. (ÇİÇEK)

Dalda durur yemyeşil, sonbaharda sararıp dökülür, rüzgâr onu savurur, yere düşenleri çöpçü süpürür. (YAPRAK)

Her ağacın dalında, farklı şekil ve büyüklükte bulunurum, yazın size gölge yapar, bazen böceklere yem olurum. (YAPRAK)

Ağaçta dal dalın ucunda ben varım, ilkbaharda yeşil sonbaharda sarıyım, bilin bakalım nedir adım. (YAPRAK)

Baharda yeşerir çiçek açar, yazın dallarından meyve sarkar, sonbaharda sararır dökülür yapraklar, kışın dalları kar dolar. (AĞAÇ)

Çeşit çeşit yaprakları var, sincap kuş onun üstüne yuva yapar, hele çeşit çeşit meyveler verdiğinde, dalları yere sarkar. (AĞAÇ)

Çeşit çeşit yapraklar, gövdesini saran dallar, bazıları meyve verir, hepsi doğayı korurlar. (AĞAÇ)

Kökleri var çiçek değil, dalları var kol değil, yaprakları gölge eder, bilin bakalım ben kimim der. (AĞAÇ)

Sadece yağmurdan sonra çıkar, dünyayı yedi rengi ile sarar, sanki gökyüzünde asılı durur, iyi düşünen onun adını bulur. (GÖKKUŞAĞI)

Yağmurdan sonra onu gökyüzünde görebilirsiniz, gökyüzünü saran yedi renkli çizgiyi izleyebilirsiniz. (GÖKKUŞAĞI)

Yaz yağmurunun ardından, beni görürsünüz gökyüzünde, iyice bakarsınız bana, size gülümserim yedi rengimle. (GÖKKUŞAĞI)

Gökyüzünde bulunur, doğayı ısıtır. (GÜNEŞ)

Isıtınca dünyayı, aydınlanır her yer, bitkiler büyümek için, suyu topraktan ışığı ondan ister. (GÜNEŞ)

Yazın bizi ısıtır kışın başka yerleri, gündüz kendini gösterir gece saklar kendini, gökyüzünde farklı yerlerde bulunur, batarken yavaş yavaş yok olur. (GÜNEŞ)

Yağar gökten tıp tıp, yürürken yolda şıp şıp. (YAĞMUR)

Her mevsim yağabilirim, ama en çok ilkbaharda, ıslatmamam için seni, şemsiyeni unutma. (YAĞMUR)

Ben esince saçların uçuşur, balkondaki çamaşırlar çabucak kurur, vuu sıkı tut şapkanı, hızla esince onu yakalamak zor olur. (RÜZGÂR)

Kış gelince yağarım, etrafı bembeyaz yaparım. (KAR)

Yağar lapa lapa, o yağınca kuşlar saklanır saçakta, her tarafı kaplar bembeyaz, kışın keyfi onsuz çıkmaz. (KAR)

Gökyüzünden lapa lapa toplar dökülür, onlar toplanır adam yapılır, top yapıp oynanır, onun üzerinden kızakla kayılır. (KAR)

Kartopunu yuvarlayalım, büyük iki top hazırlayalım, kömürden göz şapka atkı, aman havuçtan burnunu unutmayalım. (KARDANADAM)

Küçük kar tanelerini yuvarlar kocaman bir top yaparız, bir tane daha yapıp üzerine koyarız, burnuna havuç gözüne kömür koyar, başına şapka boynuna atkı takarız. (KARDANADAM)

Kardan yapılan iki koca top, üst üste konur hoop, kömürden gözlerim, havuçtan burnum vardır, güneş beni eritince, benden geriye su kalır. (KARDANADAM)

Açar altına girersin, yağmur yağsa ıslanmazsın, güneş çok olsa da yanmazsın, onunla yağmurdan güneşten korkmazsın. (ŞEMSİYE)

Yağmur yağıyor seller akıyor, onun altında hiç ıslanmadan geziliyor. (ŞEMSİYE)

Yağmur yağınca aç beni, tut başına beni kullanarak koru kendini. (ŞEMSİYE)

Büyük küçük her boyu, güneşten soğuktan başımızı korur, onu takınca kıyafetimiz tam olur. (ŞAPKA)

Onu takarsan başına, ne yağmur ne kar ne de güneş, artık zarar veremez sana, kumaştan yünden hasırdan yapılır, kenarına arma bazen de kurdele takılır. (ŞAPKA)

Başımızı sıcak ve soğuktan onu giyersek koruruz, fötr kasket bere gibi birçok çeşidini giyeriz. (ŞAPKA)

Onu giyince ayakların üşümez ve kirlenmez, o ne çoraptır ne de terlik, onu dışarıda giyeriz, eve girince çıkarmayı unutmamalıyız. (AYAKKABI)

Sütten yapılır kaşar tulum lor, annem ekmeğin arasına kor, domatesle birlikte yenir, tadını sen bana sor. (PEYNİR)

Beyaz krem lor gibi çeşitlerim vardır, her sabah kahvaltıda tadıma bakılır. (PEYNİR)

Kalsiyum almak için süt ve yoğurttan başka, en çok beni yemelisin, kaşar beyaz tulum, içlerinden birini seçmelisin, kahvaltı sofrandan beni eksik etmemelisin. (PEYNİR)

Sarıyım limon değil, soy kabuğumu ye beni, sen yemezsen maymun yer, bir daha yok mu der. (MUZ)

Maymunlar onu yemeyi çok sever, sarı renkli kabuğu parça parça soyup yer. (MUZ)

En çok maymun sever beni, sarıdır kabuğumun rengi, tatlımı tatlı bir meyveyim, kabuğumu soymadan yemeyin. (MUZ)

Çiçekler üretti, arılar kovana taşıdı, birlikte çok çalışıp, tatlı bir yiyecek yaptı. (BAL)

Çiçekten çiçeğe konar, arılar onu toplar, topladıklarını vız vız uçup, kanat çırparak kovanına koyar, petekte üretilir kavanozda sofraya gelir. (BAL)

Çiçekten çiçeğe konarak, arılar yapar beni, tatlıyım şeker değil, ekmeğe sür ye beni. (BAL)

Annem kurabiye ve pastaya koyar, sincap kış için yuvasında saklar, kabuğu serttir içi çıtır çıtır, ye onu kıtır kıtır. (CEVİZ)

Fındıktan daha büyüktür, üstündeki kabuğu kırınca, içindeki yemişi görünür. (CEVİZ)

Beni göremezsiniz kabuğumu kırmadan, baklavanın tadı olmaz ben için de olmadan. (CEVİZ)

Turuncu renkli, toprağın altındadır yeri, tavşanlar ve çocuklar onu çok severek yedi. (HAVUÇ)

Kıtır kıtır yemesi ne hoştur, turuncu rengi ile tavşanın yemek dostudur. (HAVUÇ)

Turuncu renkli sebze diyince, önce beni düşünün, daha iyi görebilmek için, beni yiyin suyumu için. (HAVUÇ)

Dedem kaymaklısını sever, sen çileklisini, ister kaşıkla ister yalayarak ye beni. (DONDURMA)

Vanilyalısı çikolatalısı top top külaha konur, sıcakta erirken onu yemesi pek hoştur. (DONDURMA)

Yaz sıcağında insanlar, onu yiyince ferahlar, soğuk sütlü bir tatlıdır, meyvelisi çikolatalısı, onu yiyenler hemen adını hatırlar. (DONDURMA)

Karanlığı aydınlık yaparım, bir kibritle yanarım, istersen doğum günü pastanda, herkese kaç yaşında olduğunu hatırlatırım. (MUM)

Çeşit çeşit renklerde, çeşit çeşit şekillerde, yanınca etrafına ışık verir, yandıkça küçülür yavaş yavaş erir. (MUM)

Lamba değil aydınlatır, doğum günün de yaşını hatırlatır. (MUM)

Muzlu çilekli çikolatalı, kremanın tadına bir çatalla bakmalı, dilimleri tabağa dikkatle koymalı. (PASTA)

Doğum günü onsuz olmaz, çikolatalı meyveli birçok çeşidiyle, öyle lezzetli ki tadına doyulmaz. (PASTA)

Üzerinde mumları, ne güzeldir onunla, eğlenceli doğum günleri. (PASTA)

Dört tekerlek bir direksiyon, çalar düt düt düt klakson, teker teker binelim, kurallara uygun gidelim. (OTOMOBİL)

Ona binersin, düt düt diye gidersin, ne güzeldir direksiyona oturmak, vitese takıp yola koyulmak. (OTOMOBİL)

Uzak yerlere gitmek için, mutlaka ona binmeliyiz, direksiyon vites fren gaz, dört tekerlek sayesinde istediğimiz yere gideriz. (OTOMOBİL)

Kimi iki kimi üç tekerlek, pedalları ayaklarla çevirerek, dolaşırsın her yeri üstüne binerek. (BİSİKLET)

Üç ve iki tekerleklisi vardır, üstüne binince gitmesi ne hoştur, haydi çevir pedalı çevir, hızlı hızlı daha hızlı. (BİSİKLET)

İki tekerlek gidon ve sele, çevir pedalımı çık yola, eğer yeni öğreniyorsan, bin üç tekerlekli olanıma. (BİSİKLET)

Tahtadan yapar balıkçılar, onunla balık avına çıkarlar, plastikten olanı hava ile şişirilir, çok dikkatle kürekleri çekilir. (SANDAL)

Fış fış kayıkçı diyerek kürekleri çekeriz, suyun üstünde onunla ne güzel gezeriz. (SANDAL)

Denizde bir gezinti için, tut kürekleri daldır suya, önce birini sonra diğerini, hareket ettir durma. (SANDAL)

Kar yağınca buz da tutunca, hemen üstüne atla kay aşağı hızla. (KIZAK)

Haydi, bin üzerime, karın üstünde çıkalım gezintiye. (KIZAK)

Karın üstünde ona binip kayılır, çok kısa sürede çok hızlı yol alınır. (KIZAK)

Karda benimle kaymak, en güzel kış eğlencesi, neyim diye sorarsanız, arabanın tekerleksizi. (KIZAK)

Beş çıta sana yeter, renkli kâğıdı üstüne ger, rengarenk kuyruğunu tak, ipinden çek onu rüzgara bırak. (UÇURTMA)

Uzun kâğıttan kuyruğu, ne güzel uçuşur bulutların üzerinde, onunla koşması ne hoştur, havalandıkça o gökyüzünde. (UÇURTMA)

İpimden tutup rüzgâra bırakırsan, rengârenk kuyruğumla, süzülürüm gökyüzünde. (UÇURTMA)

Çok büyük bir kaşığa benzer, ama içine toprak ve kum girer. (KÜREK)

Onunla toprağı istediğimiz yere atarız, kuyular açıp çiçeklerimizi eker, köklerine onunla toprak atarız. (KÜREK)

İçini su ile doldur, sapından tut, kurumasın bitkiler, üstlerine dikkatle tut. (SÜZGEÇLİ KOVA)

Sapı var çanta değil, içine su doldur, bitkileri sula onunla, işte görevi budur. (SÜZGEÇLİ KOVA)

Kumları onunla doldur içine, onun çevir tersini yere, görelim şeklini bizde, kumdan kale yapmak için hangi oyuncaklar gerekir, söyleyin sizde. (OYUNCAK KOVA VE KÜREK)

Bazen parkta bazen deniz kenarında, oynarız onlarla çamurda toprakta kumda, biri ile doldurulur diğeri içine alır, çocuklar bu oyuncaklara bayılır. (OYUNCAK KOVA VE KÜREK)

Parkta plajda sokakta içine kum doldurursun, alır taşır döker yine onlarla doldurursun. (OYUNCAK KOVA VE KÜREK)

Bütün çocuklar beni sever, bazen havaya atarlar, bazen yerde yuvarlarlar, kaleye girince gooolll diye bağırırlar. (TOP)

Yuvarlanır yerde, zıplar her yerde, büyük küçük her boyu, bulunur çocuklarda. (TOP)

Zıp zıp zıplarım, hop hop hoplarım, futbol basketbol ve istopta, gerekli bir aracım. (TOP)

Sen bana at ben sana, haydi benimle oynasana, yere at zıplasın, havaya at arkadaşın yakalasın. (TOP)

Üstüne oturulur sıkıca tutunulur, sallanırken sanki bulutlara dokunulur. (SALINCAK)

Ne zevklidir ona binmek, sallanıp göklere çıkmak. (SALINCAK)

Oyun parkıdır yerim, çocuklar en çok beni sever derim, bana binip sallanınca, onları eğlendiririm. (SALINCAK)

Şişir onu, uçur onu, ipinden tutmazsan, gökyüzüne kaçır onu. (BALON)

İçine üflemesi ne zordur, ama şişip uçunca eğlencesi çok hoştur. (BALON)

Şişir beni, uçur beni, top gibi fırlat beni. (BALON)

Sarı saçlı kiraz dudaklı, onu bana teyzem aldı, sallayınca kapandı gözleri, arkasına basınca ınga ınga dedi. (OYUNCAK BEBEK)

Rengârenk saçlıdır, çocukların en sevdiği oyuncaktır, karnını doyurması onu uyutması çok eğlencelidir. (OYUNCAK BEBEK)

Evcilik oynarken, kızlar annem olur, erkekler babam, kucaktan kucağa gezerim her an. (OYUNCAK BEBEK)

Bebek sallayınca şıkır şıkır sesi gelir, sesi duyan bebek, artık ağlamaz gülücükler gönderir. (ÇINGIRAK)

Küçük bebekler onu çok sever, şıkır şıkır sallanınca, ellerini uzatıp onu almak isterler. (ÇINGIRAK)

Beni en çok bebekler sever, sapından tutup sallarım der, salladığında ses çıkınca, kıkır kıkır gülerler. (ÇINGIRAK)

Bebeklere sorun onu, içi bazen süt bazen meyve suyu dolu, içer bebek ondan cuk cuk, karnı acıkmış verelim ağlamasın çabuk çabuk. (BİBERON)

Hadi içine süt ya da mama koyalım, bebeğin ağzına verip karnını doyuralım. (BİBERON)

Cam bir şişenin ağzında emzik, eğer o olmazsa bebeğe sütü nasıl verirdik, bebekler genellikle onunla mama yer, sütümü ondan içmeliyim der. (BİBERON)

Onlarla kule yap, köprü yap, boz tekrar tekrar yap. (KÜPLER)

Tahta ya da plastikten yapılır, onlardan ister üst üste dizip kule, ister yan yana dizip köprü yapılır. (KÜPLER)

Küçük kutucuklar dizilir üst üste, aman çarpma devrilirler yere, topla onları diz tekrar yan yana üst üste. (KÜPLER)

Dört ayak bir oturak, sırtını yasla etrafına keyifle bak. (SANDALYE)

Anne baba ve çocuk üstüne oturur, yemek saatinde masanın etrafında hep onlar olur. (SANDALYE)

Masada yemek yemek için, mutlaka bana oturmalısınız, eğer ben olmasaydım, ayakta yemek zorunda kalırdınız. (SANDALYE)

Bazen düz bazen desenli, sereriz yere seni, yumuşacık üstünde, oyun oynamak çok zevkli. (HALI)

Her evde beni görebilirsiniz, yerlere serilir eşyaları üstümde taşırım, aman üstüme bir şey damlatma, annen beni silerek gıdıklar sonra (HALI)

Evde yere serilir, benim adım nedir, bazılarımız düz bazılarımız desenli, evinizde olmam sizin için önemli. (HALI)

Denize girmek için giydiğimiz giysidir. (MAYO)

Hava çok sıcak haydi denize girelim, sakın palto elbise çorap giymeyelim, bizi görenleri güldürmeyelim, pekiyi o zaman biz ne giyelim. (MAYO)

Denize havuza girmeden önce onu mutlaka giyeriz, yazın sıcak günlerinde onu giymeden yüzmeyiz. (MAYO)

Denize giren çocukların belindedir, sanki simit gibidir, aman sakın ısırma o bir yiyecek değildir. (DENİZ SİMİDİ)

Denizde havuzda bizi boğulmaktan kurtarır, bu yuvarlak halkanın içine girerek yüzmek ne hoştur. (DENİZ SİMİDİ)

Çocuklar yüzme öğrenirlerken, mutlaka onu kullanmalı, denize girmende önce, şişirip çocukların beline takmalı. (DENİZ SİMİDİ)

İçimden geçince su, kıvrım kıvrım olurum doğrusu, benimle sularsınız bitkileri, işiniz bitince kıvırıp saklayın beni. (BAHÇE HORTUMU)

Çimen çiçek ve ağaçlar hep onunla sulanır, bazen uzar ip olur, bazen de yılan gibi kıvrılır. (BAHÇE HORTUMU)

İçimden su geçer, bahçedeki bitkiler benden su içer, içi boş kalın bir ip gibiyim, musluktaki suyu bitkilere içiririm. (BAHÇE HORTUMU)

Kâğıt ve kumaş kesmez, o çok özeldir, otları çiçekleri onunla kesmek daha kolay ve güzeldir. (BAHÇE MAKASI)

Çimen ve çiçek onunla kolay kesilir, ağaçların dalları onunla budanır, bahçıvan amcanın ayrılmaz en yakın dostudur. (BAHÇE MAKASI)

Ağaçlar ve çiçekler, ancak benimle budanır, kurumuş dallar ve yapraklar, benim yardımımla kesilir. (BAHÇE MAKASI)

Annem babam okur, ben resimlerine bakarım, ondan okunan hikâyeleri, hiç unutmam hemen hatırlarım. (KİTAP)

İçimde pek çok bilgi saklarım, hikâyelerimle hepinizi etrafımda toplarım, sayfa sayfa açılır kütüphanede saklanırım. (KİTAP)

Onların sayesinde biz, yeni şeyler öğreniriz, ama okumayı bilmediğimiz için, öğretmen okur biz dinleriz. (KİTAP)